Monday, September 26, 2005

MAŞUKLAR DİYARI ve SAPANCA

Efendim denildiğine göre, saraya cariye olarak yollanan güzellikleri ile ünlü çerkez kızlarının büyük kısmı bu ellerden çıkarmış zamanında... Bu nedenle "Aşık"ın ya da "Aşuk"un (erkil isim) karşılığı olan "Maşuk" (dişil isim) adından gelirmiş Maşukiye'nin ismi. Acaba bir de Aşukiye var mı biryerlerde? :)

ODTU Mezunları Derneği'nin düzenlemiş olduğu Sapanca-Maşukiye gezisi sabah evden 06.40 civarında ayrılmamla başladı. Tüm hafta boyunca meteorolojinin haftasonu için etkili sağanak uyarısı yapması, tura katılan yaklaşık 45 kişinin gözünü korkutmamış olmalıydı ki 07.00 civarında Vişnelik'ten ayrıldık. Gezinin neredeyse tamamı az bulutlu ve açık bir havada geçti. İlk molamızı Varan'ın Bolu Dağındaki tesislerinde verdikten sonra, Otoyolun Sapanca Kavşağından içeri girip Maşukiye'deki Motali lokantasında öğle yemeği aldık. Bu geziye çıkmadan önce tarafıma verilmiş olan danışmanlık hizmetlerinden dolayı kiremitte alabalık yemeye karar verdim. Maalesef Uzungöl'de yapılan balığın yanına yanaşması mümkün değildi : ( Ama fotografta iştah açıcı görünüyor değil mi?



(bu yazının bundan sonraki bölümü aslında bir karmaşa sebebiyle yeniden yazılıyor :(( ne aksilik yahu, zaten fotograflar yüklenmiyordu bir de bitirdiğm yazıyı tam siteye yerleştirirken yeniden başa döndüm. Ama sevgili okurlarım sizi merakta bırakmayacağım ve tekrardan yazacağım herşeyi)

Nerde kalmıştık, yemek sonrasında aracımızla Kartepe'ye doğru yola koyulduk. Kartepe denizden 1300m. yükseklikte bir bölge. Burada geçen yıl, dört adet kayak pisti bulunan oldukça büyük bir otel açılmış. Bu nedenle de yol çalışmaları oldukça yoğun bir biçimde devam ediyordu. Böyle olunca yaklaşık bir 45 dk. sonra yürüyüş parkurumuzun başlangıcı olan Kuzulu Yayla'ya ulaştık. Buradan itibaren, aracımızla tekrar buluşacağımız otel noktasına kadar önümüzdeki 1,5 km.'lik yolu kah fotoğraf çekerek kah böğürtlen toplayarak yaklaşık 1 saatte tamamladım. Grup farklı tempolar ve farklı motivasyonlara sahip olduğu için sanırım benim hızım ortalama olarak değerlendirilebilir. Benim motivasyonun daha çok "ay burda bir salyongoz var, aaa bu ağaç ne değişik eğilip bükülmüş sanki bir koltuğa, merdiven ...vs. benziyor, bakın bakın burada bir mantar ailesi var." şeklinde idi. Zaten doğa o kadar cömertti ki, ilgimin dağılmaması imkansızdı çünkü etraf sarı-mor-beyaz çiçeklerle doluydu. Eylül ayında olduğumuzu unutsam, bir de elimde, avucumda, dilimde topladığım mükemmel -tam da bu mevsimin meyvesi olan-böğürtlenlerin kırmızı lekeleri olmasa, öbek öbek papatyalara aldanıp mevsimi ilkbahar zannedecektim.

Sonunda otel önünde bizi bekleyen aracımızla inişe geçtik, yine yaklaşık 1 saat süren bir yolculuk sonunda Sapanca kıyılarına ulaştık. Kartepe'den iniş bahsettiğim yol çalışması nedeniyle oldukça zorlu bir etap. Zaman zaman karşı yönlerden gelen araçlar sıkıntılara sebep olabiliyorlar. Kartepe yolu boyunca gördüğüm lokanta tabelalarından anladığım kadarı ile buradan aynı anda hem gölü hem de Marmara denizini görmek mümkün oluyormuş. Ama ufuk biraz puslu olduğu için Marmara'yı görmek mümkün olmadı. Ancak bu 1300m.'lik tepe yolunda Sapanca hem şehir olarak hem de göl olarak oldukça güzel gözüküyor. Sapanca İstanbul'a da yakınlığı nedeniyle oldukça büyük bir yerleşim yeri. Zaten Sapanca ile Maşukiye arasında öyle belirgin bir sınır hisstmedim ben, burası neredeyse birbirine geçmiş iki yer. Hatta kabaca kıyıya Sapanca, tepeye Maşukiye diyebilirim. Burada bek çok site ve çok güzel ve çok sayıda bahçeli hatta havuzlu evler var. Etrafta pek fazla Ankara plakalı araç olmadığı için bu evlerin neredeyse hepsinin İstanbullulara ait olduğu söylenebilir.

Sapanca göl kıyısı o kadar huzur ve keyif dolu ki, saat 17.00 civarında vardığımız Gölevi'nde geçirdiğimiz 1 saat oldukça çabuk geçti. Şimdi buraya eklemeyi başaramadığım göl kuşları, sazlıklar ve ben denizin hamak keyfini gözteren fotograflar anlatımı güçlendiremiyor. Madem fotografları ekleyemedim bari anlatayım değil mi.... (Sonunda bir gün sonra fotografları ekleyebildim.)


Bol gezmeli, bol görmeli, bol fotograflı bir hayat dilerim. Bırakın yollar kötü, ayakkabılarınız çamurlu olsun. Bırakın buluşma noktasına yetişme telaşını ne de olsa varacaksınız oraya. Bırakın yol kenarındaki belki de yılın son papatyaları olan öbekler size gülümsesin. Bir otel lobisindeki kahveye tercih etmeyin, ellerinizi dikenleri batsa da dalından böğürtlen toplayıp yemeyi. Çünkü bu koca şehirlerimizin en güzel pastanelerinin en güzel pastasında bile bu kadar mükemmel tadda böğürtlen bulamayız. Yol boyunca koca dalları ile sizi kucaklamaya hazır ağaçlara siz de onların adını sorun. Ben birine sordum "Kayın"mış adı... o ne heybet, o ne boy öyle...
Sonra, daha bu bahar kozalaktan çıkmış çam yavrularının başını okşayın ki sevginizle büyüsünler...

İşte böyle... gezelim -ama mutlaka- görelim...

6 comments:

Adil Hindistan said...

Yildiz,

Kiremitte alabalik hakikaten muhtesem gorunuyor. Ne diyelim, afiyet olsun. ADSL'in de hayirli olsun...

Necdet Ozyonum ismi bir yerden tanidik geliyor acep Insaatci midir arkadasin.

Bir de not; blogun Turkce ama profile'in ingilisce; onda kucuk bir spelling hatasi olmus; travel yazarken...

Kendine iyi bak.

Yildiz said...

Adil,

Yorumlar yazmaya devam etmem için önemli, o nedenle sana teşekkür ederim. Keşke balık görümdüğü kadar da lezzetli olsaydı :(

Özyönüm, listeye yazdığı için sana tanıdık gelmiştir sanırım. Ama bildiğim kadarı ile inşaatçı değil makinacı.

Valla dediğin gibi, blog Türkçe profil İngilizce pek kel alaka ama beceriksizlik işte bir türlü düzeltemedim bu altı Tophane üstü Şişhane olayını.

Sen de kendine iyi bak.

GarageOlympo said...

Düzgün ve keyifli bir anlatımınız var.Teşekkürler

Yildiz said...

Ben tesekkur ederim konuk oldugunuz icin :)

Ahmet Zengin said...

ya Yıldız hanım memleketim olan Sapanca hakkında web sitelerini araştırıyordum. sizin web sitenize rastladım (google in 11 inci sayfasında). güzel...
memleketim hakkında iyi şeylerden bahsetmişsiniz. memnun kaldım. bari bir comment de ben yazayım dedim.
gerçekten Sapanca yı cok seviyorum. istanbullular ın veya yabancıların bizim oralara doluşmasını hazmedemiyorum.
bizim oralar hep bakir kalmalı...
sevgiler... selamlar...
bir Astegmen

Yildiz said...

Tesekurler AsTeg Ahmet. umarim biz de Sapanca siyaretimizle sizi hazimsiz birakmamisizdir :)