Wednesday, January 11, 2006

KURBAN BAYRAMI - NASIL BİR İBADET?

Bugün kurban bayramının ikinci günü. Özellikle dün bütün gün televizyon kanallarında yıllardır alışık olduğumuz görüntüler vardı; kıpkırmızı akan dereler, meraklı çocuk bakışları, pislik içinde kurban edilen hayvanlar.......

Herkesin haklı olarak şikayet ettiği şeyler değil bu yazının kaynağı. İnanç ile tanrıya ulaşma ile ilgili bazı şeyler yazmak istedim. Kendimi oldukça inançlı bulmakla beraber, tanrıya ulaşma adına izlenen YOLlar bana pek uymuyor. Takip edilen YOLun diğer detayları bir yana, günün anlam ve önemi bakımından satırlarımı sadece kurban bayramı(!) ile sınırlayayım.

Aslında tüm bayramlar dayanışma adına oldukça önemli. Kitleleri belirli kurallarla, doğruya yöneltmek gerekiyor. Bayramlar da bu amaç için çok çok önemli. Elimizde tuttuğumuz imkanları muhtaç olanlarla paylaşmamız, onları incitemeden, gerekli özen ve gayretle bunu yapmamız gerekiyor. Eh bunu da insanlara anımsatmak gerekiyor. İşte bayramlar bu nedenle, toplumun hafızasını tazelemek için iyi birer araç. Ama ne yazık ki, hayatın bize olduğundan daha az cömert davrandığı kişileri hatırlamak için bazen bayramlar bile yeterli olmuyor. YOLun ulaşacağı hedefi unutup, YOLun kendisine tapıp duruyoruz.

Tanrıya giden YOLun kalbimizden geçtiğini unutuyoruz çoğu zaman. Şekli şemali ayrı bir yerlerde çizilmiş, kalbimizin kıyılarından bile geçmeyen, ulaşacağı hedefi çoktan şaşırmış bir YOLun kayıp yolcularıyız artık. Yeryüzünün hakim varlıkları olarak, tam olarak ne için yaptığımızın farkına varmadan üstlerinde gücümüzü gösterebileceğimiz hayvanların kanını akıtıyoruz. Amaç eğer muhtaçlara yardımda bulunmaksa, bağışlayalım bunun karşılığını (çok istiyorsak ölçü birimi olarak bir koyunun ederini kullanabiliriz) yapalım ibadetmizi. Tanrı eğer bizim daha iyi insanlar olarak, muhtaçlarla elimizdekileri paylaşmamızı istiyorsa bunun yollarını kalbimizin sesini dinleyerek bulabiliriz. Elbette, uygun biçimde kurban kesip, eti muhtaç kişilere dağıtabiliriz, ama gerçekten böyle bir YOL izlemeye gerek var mı? Günümüz şartlarında bunu gerçekleştirmek ne kadar olası? Kurban etleri asıl amaca hizmet etmiyor. Çoğu kimsede görüyorum, etler ya derin dondurucularda saklanıp uzun aylar boyunca tüketiliyor ya da gerçekten ihtiyacı olmayan yakın çevreye (komşular, akrabalar) dağıtılıyor. Hedef şaşmış bir kere, ok da yaydan çıktığına göre, birileri kurban olacak ister istemez. Kurban kesmedik diye komşulardan biri bize et getirdi. Bu oldu mu şimdi, biz muhtaç mıyız, evimize et alamayacak durumda mıyız? Bu etin asıl gitmesi gereken onca insan varken bize gelmesi, hedefin şaşması değil mi? Bu muydu tanrının istediği? Eğer bir ibadette bulunacaksak önce kalbimizden geçen yola yönelelim, ulaşmak istediğimiz tanrının sesini mutlaka orada duyacağız.

Aklımıza bayramlarda geliyorsa bayramlarda ya da ne zaman geliyorsa o zaman, misyonuna inandığımız bir vakıfla imkanlarımızı paylaşmak gerçekten hedefin çok mu uzağında? Çıkıp muhtaçları tespit etmek, tek başımıza yapacağımız bir iş değil. Tek yapabileceğimiz bir organizasyona katılmak. Organize İşer Bunlar...Bir koyun parası etmese de LÖSEV'e bağışta bulunuyorum ben. Uzun süredir neredeyse tüm mali işlerimi internet üzeriden hallediyorum. Bağışlarımı da internet bankacılığı kanalı ile çeşitli vakıflara yapıyorum. Sanırım tüm bankaların internet şubelerinden kolaycacık bağış yapmak mümkün. Eğer kurban bayramı münasebeti ile bir bağışta bulunacaksanız isterseniz gerçekten de kurban kesilmesini isteyebiliyor ve etlerin bağış yaptığınız vakıfın hedef kitlesine ulaştırılmasını sağlayabiliyorsunuz. Ya da benim tercih ettiğim gibi isterseniz gönlünüzden kopan miktarın o inandığınız vakfın uygun gördüğü şekilde kullanılmasını tercih edebiliyorsunuz.

LÖSEV dışında bağış yaptığım kurumlardan biri de TEV. Hani hep e-card'ların ruhsuzluğundan bahsediyoruz, karşı taraf okuyup siliveriyor, geriye birşey kalmıyor diyoruz ya, bizi bu mızmızlanma halinden TEV'in sayfasındaki e-card'lar kurtarıyor. Buradan sevdikelerinize bir e-card yollamak istediğinizde karşınıza bağış yapabileceğiniz (hatta e-card yollamaktan daha basit) bir sayfa çıkıyor. Sevdiğiniz kişi bu kartı aldığında ona da bağış yapabilmesi için bir hatırlatma yolluyorsunuz. Bağış yapmadan kart yollamış olsanız bile onca atılan anlamsız e-postayı düşünürsek (özellikle de bilmem kaç gün için de bilmem kaç kişiye gönderirsen şansın açılacak vari mesajlar) en azından bir misyon gerçekleştirmiş oluyorsunuz.

Geçtiğimiz haftalarda yaptığım bir bağış için UNICEF'ten gelen mektup beni çok duygulandırdı. UNICEF gibi kurumlara sadece para aktararak bağış yapmıyorsunuz. Çok güzel hediyelik eşyalar ve kartlar satıyorlar, hem sevdiklerinizi sevindiriyorsunuz hem de muhtaçlara elinizi uzatıyorsunuz. Özel günlerde gelen tebrik kartlarına hep acımışımdır, en fazla bir kaç gün masanızda durup çöpe atılırlar. Düşünün bazı kurumlar binlerce tebrik kartı yolluyor, ne yazık ki bunlardan çok azı sosyal sorumluluk taşıyor. Oysa ki, TEMA, ÇYDD, UNICEF ve daha pek çok vakıf ve dernek, onlardan alacağınız kartlara istediğiniz mesajı basıyor. O güzel kartlar eninde sonunda çöpe gidiyor olsa da harcadığınız paranın bir kısmı en azından çöpe gitmiyor.

Bu konu da o kadar çok şey var ki yazılabilecek, ama biliyorum ki öz konuşmak her zaman hedefi tutturmak için en iyi yoldur. Bu yazıyı kalbimden geçen yol üzerinde yazdım. Umarım bunu okuyan hiçkimseyi incitmemişimdir.

Sosyal sorumluluk bilincimizin gitgide artacağı nice bayramlar dilerim.

Bayram Şarkısı:

Bu gün Bayram,
Erken kalkın çocuklar,
Giyelim en güzel giysileri,
Elimizde taze kır çiçekleri
Üzmeyelim bugün annemizi.

La la la laaaaaaaa

Not: İbadet denilen şey "yok şöyle yaptım yok böyle yaptım diye anlatılmaz" diyenler olabilir. Doğrusu ben de buna katılıyorum ancak, eğer bu yazıyı okuyup da bir vakfa ya da derneğe (ister verdiğim linkler olsun ister olmasın) bir kişi bile 1 ytl bile bağışlasa ne mutlu bana.

2 comments:

arzubrumendi said...

Sevgili Yıldız...
Bu yazıdaki tüm duygularını bende içtenlikle paylaşıyorum. İnançlarımızı gösteri şekline dönüştürmemeliyiz. Ayrıca,inançlarımızı gerçekleştirmek veya ibadet etmek için yere, şekile ve zamana ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum.
UNICEF'in kartlarını her yıl Aralık ayının ilk haftası gibi alıyorum. Tabiki yanında ajanda, takvim ve kupasınıda. Böylece hem sevdiklerimi hemde dünyadaki tüm çocukları sevindirmiş oluyorum.
Nice kansız ve güzel bayramlara... Benim için uzun bayram tatillerine tabiki!!! arzu

rhythm said...

arkadaşlar düşünceleriniz tabiki mantıklı.Ancak bilmediğimiz birşeyler olabilir mi acaba...?
siz gözünüzün önünde bir canlının can vermesini,gözlerinizle görünce ölümü iliklerinize kadar hissetmediniz mi hiç? tavsiye ederim...o an ölüm dışındaki dünyevi bütün dertlerinizden kurtulacaksınız bir anlık...
hem vakıflara bağış yapmak için illaki başka bir işten mi vazgeçmeli? hatta kurban etlerinizi bile o vakıflara bağışlayabilirsiniz.
bence o kanlı görüntüler,"kurban ibadeti"nden değil bilimsiz,bilinçsiz olan bizleren...saygılar