Wednesday, March 29, 2006

HunderwasserHaus


İşte burası ünlü mimar Friedensreich Hundertwasser 'in Viyana'nın çeşitli noktalarındaki eserlerinden biri. Özellikle yukarıdaki linkin içinde de bulunan oldukça ilginç biyografisini okudugunuzda aslında dünyanın pek çok yerinde eserler verdiğini görebiliyorsunuz.

Bu mimari tarzın amacını gelin mimarın kendisinden dinleyelim:

The Role of KunstHausWien

The architecture of KunstHausWien would be a bastion against the dictatorhip of the straigth line, the ruler and T-square, a bridghehead against the grid system and the chaos of the absurd.

Art must meet man's and nature's pace.

Art must respect nature and the laws of nature. Art must respect man and man's inspiration for true and durable values.
Art must again be a bridge between the creativity of nature and the creativity of man.
Art must regain its universal function for all and not be just a fashionable business for insiders.
Art must free itself from the ties of guided intellectual tutorhip.
Art should not suffer speculation and cultural industrialisation.
Art should not endure dogmatic enslavement through negative theories.
Art must have a purpose. Art must create lasting values.
The courage to strive for beauty in harmony with nature. The task of KunstHausWien is to achieve these goals.

Hundertwasser, October 1990


Sanatçı, 2000 yılında ölmüş ve vasiyeti üzerine Yeni Zelanda'daki The Garden of the Happy Deads"de bir Lale Ağacı'nın (bir çeşit manolya) altına gömülmüş.

Etrafı gezdikten sonra binanın cadde tarafına bakan tarafındaki küçük kafede oturup güzel güzel melangelarımızı içip bir yandan da ekrandan, Sanatçının kendi sesin ve görüntüsü eşliğinde güzel bir kısa film izledik.

İşte aşağıda bir kaç naçizane fotograf, eserin yaratıcının dehası karşısında çok çok sönük kalan... Not: Her bir dairenin birbirinden farlı olduğu bu evlerin kirası Viyana'daki diğer evlerden daha ucuzmuş!!!!

4 comments:

arzubrumendi said...

Dear LR.

Bende bayıldmıştım bu çok renkli esere... Hemen karşısındaki pasaj nefisti. Bu kadar ufacık bir mekan ancak böyle güzelleştirebilir demiştim. Hele o bar taburesinde oturup akan su ve klasik müzik eşliğinde kahve keyfi... Benim kesinlikle yurtdışım geldi...
selamlar...

dilayra said...

Çok güzel fotoğraflar Yıldız.. Canım çekti aynen Arzu gibi..

Yildiz said...

Sevgili Arzu,

Ben de o bara bayıldım doğrusu. Hele bar tezgahının üstünden akan su mest etti.

Dilaracım merhaba,

Hoşgeldin, bekliyorum güneş tutulması anılarınızı. Biz de Ankara'da %97.6 tutulma oranıyla yetindik. Maalesef bu hafta bizim bölümde tek başıma çalıştığımdan Explore'ın etkinligine katılamadım :( Diğer yandan da geldiğimin 2. gününden beri bahar allerjisi ile mücadele ediyorum.

Mozart çikolataların seni bekliyor :))

Seviler...

dilayra said...

çikolatalar mı... yupppiiiiie..:))
e o zaman bir görüşme farz oldu. hem çikolata yemek, melange olmasa da kahve yudumlamak, hem de viyana'yı senden canlı dinlemek için:))