Monday, March 27, 2006

TUNA NEHRİ AKMAM DİYOR

Evet bunu Viyana'dan geçerken dememiş ama, nehri buz tutmuş halde görünce aklıma birden bu "kahramanlık -marşı" geldi...

Efendim en son yarın yazacağım dememin uzerinden pek bir zaman geçmiş. Bu arada Tuna'nın buzları çözüldü ve koprulerin altından çok sular aktı. Şu an muhabiriniz yayınını TR'den merkez ofisinden yapıyor.

Şimdi gelelim Tuna gezisine. Öğlene doğru evden çıkıp U1'e atlayıp Alte Donua'da indik. Aman efendim hava bir pırıl ki sormayın gitsin. Viyana halkı atmış kendini Tuna kıyısındaki uçsuz bucaksız parklara. Bisiklet tepesindeki 70'lik teyzeler mi dersiniz, arabalarında mışıl mışıl uyuyan 7 aylık bebeler mi dersiniz, herkes ama herkes dışarda. Yani sosyal hayattan kimse dışlanmıyor. İşte sosyal devletin göstergesi. Yaşları hayli ilerlemiş pek şık hanımlar gördüm her daim metroda sokakta ve kendi spor tarzımdan utandım :)

Tuna kıyısı boyunca uzanan bu parkta pek çok kafe bulmak mumkun ancak bunların pek azı açıktı biz gittiğimizde. O gun bana eşlik eden kuzenim, havalar ısındığında yapılan Tuna Festivalinin buraları pek bir hareketlendirdiğini söyledi.

İşte buradan bazı fotograflar:
Kuğular ve ördekler hazır ısınan havayı bulmuşken nazlı nazlı salınıyorlar küçük göletlerinde. Suyun etrafındaki güvenlik şeritleri sanırım kuşlara fazla yaklaşmayı önlemek için, nede olsa Kuş Gribi Avusturya'nın da gündeminde.

Burası da Tuna Kulesi. Bizim Atakule vari bir yer. Tepedeki cafe donuyor, siz de bir yandan kahvenizi içerken etrafı seyredebiliyorsunuz. Biz bu gezimizde buraya çıkmadık. 2004 yılında turla geldigimizde buyuk bir hengama içinde yukarı çıkmıştım. Aşağıda bir plaj havası vardı, şezlonlar, plaj topları, frezbeeler.... Yazık n'apsın zavallı Viyanallılar deniz yok kum yok, güneş yok... Azıcık bir su ve güneş görmüşler bunun keyfini çıkarıyorlardı.

Amma, sakin sakin, koşuşturma olmadan, sürüye takılmadan gezmenin zevki bir başka kesinlikle.

Ayrıca yine bu kuleden cesareti olanlar bungee jumping yapıyorlar. Ben de bir gün bunu denemek istiyorum, bakalım kısmet ne zaman ve nerde karşıma çıkacak.

Yandaki fotograf savaşı semboloize eden üç heykelden oluşan bir anıt.

Ve alttaki de küçük kuşları beslemek için

ağaçlara asılmış yem kesecikleri. Tam bu fotografı çekerlen minik serçe kaçtı ve bu kareye girip, sizlerle tanışıp meşhur olma şansını kaybetti.

Ve Tuna kıyılarından ayrılırkan ayaklarımın ucundaki, buzları çözülmeye başlamış TUNA'yı geride bırakıyorum...

Birazdan buradan ayrılıp yine U1'le birinci Viyana'ya geçeceğiz. Kısa bir melange arasından sonra "O Tramvayı" ile Hundretwasserhaus'u gezmeye gideceğiz.

Arkası yarın.....

2 comments:

Mr_Turkish_Delight said...

hadi bakalim bekliyoruz anilari.

Donau kulesinde benim en cok güldügüm sey masalarda oturan insanlarin , genelde bayanlara rastladim hep ,tuvalete gitme maceralaridir.Biri ayaga kalkdigi anda hemen dikkat kesilir, gelmesini beklerim.Cünkp masadan kalkip da mesala tuvalete gittiginde , kapi o an masanin 2m ilerisinde farzedelim, ama iceri gelince dönmeden dolayi alakasiz yerlere ciktigi icin millet baska baska yerlere dogru gidiyordu.
Bu da bölye bir anim.
slmlar.

Yildiz said...

Sevgili TD,

Valla dedigin gibi oluyordu bu tuvalet meselesi :)) 2004 gezimizde ben de sahit olmustum, insan gercekten stress oluyor donunce. Mekanin dönüş hızını ayarlamak lazım sanirim. Dakikada şu kadar donerse, dondugumde masam şu tarafa bakacak diye hesap mı yapmak lazım acaba??? :)))

Anilari yazmaya devam edeceğim de şu illet bahar allergim beni bir türlü rahat bırakmıyor :(