Monday, April 03, 2006

Binlerce Vuruş Yapan Parmaklar

Geçtiğimiz cumartesi akşamı Burhan Öçal, Anatolya'da 19 kişilik ekibiyle ilk defa sahne alacaktı. Perşembe günü ayırtılmış üç kişilik biletimiz vardı (torpilli tarafından) ama iki kişi kalmıştık. Benim gönlüm el vermeyince üçüncü bileti de aldırdım belki bir gelen olur diye. Ancak, gelmesini istediğim arkadaşımlaaramızda yaşanan yanlış anlaşılmadan ötürü, elimde bir fazla bilette konser salonunun girişinde nafile bekledim durdum. Hem hasta olduğunu bildiğimden, hem de telefonu uzun süredir kapalı olunca, arkadaşım hakkında gerçekten endişelendim... Neyse ki bu sabah daha iyi olduğunu öğrendim blogundan. Bir kez daha geçmiş olsun...

Salona girmeden 5 dk öncesindeki elimdeki bileti sattım ve güzelce yerimize oturduk. Pek çok televizyon programından ve ropörtajlardan bildiğim Burhan Öçal, inanılmaz derecede enerji dolu -ve bunu karşısındakine yansıtabilen- bir o kadar mütevazi bir sanatçı. Ayrıca bir kaç parçaya sesiyle de hayat verdi, bu benim için sürpriz oldu zira şarkı söylemesini hiç beklemiyorduk. Sahne alan "Saz Heyeti" birbirinden yetenekli sanatçılardan oluşmuştu. Özellikle Klarnet soloları muhteşemdi. Yaylı çalgılar -ki "heyetin" yarısını oluşturuyorlar- kesinlikle kulaklarımızın pasını sildi. Ud, kanun, vurmalı çalgılar ve bas gitarı da es geçmemek lazım.

Burhan Öçal öyle bir çalıyor ki darbukayı, sanki içinizde bir yerlerde yapıyor bunu. Bateri'yi de ziyadesiyle öyle. Çok kalitesiz kısa kısa video kayıtları yaptım ama buraya koyamayacağım bunları.

Bir ara, gruptaki diğer darbuka çalan arkadaşına, "yazık ona çok yoruldu, parmakları binlerce vuruş yaptı" dedi. Gerçekten de o kadar özel bir şey ki yaptığı, parmaklarını henüz sigortalamamış olmasına şaşırdım doğrusu. Diğer yandan da o eski şarkılara can verirken şöyle dedi: "Biz burda bu kadar güzel eserlerin üzerine tuz-biber olmaya çalışmıyoruz, bunu yapamayız da zaten. Bizim yapmaya çalıştığımız tek şey, bu güzel kültürümüzü dünyaya tanıtabilmek"

Çok sevdim ben bu adamı, hem müziğini hem kendisini.

İşte yukarıdaki o gecede bir fotograf.

9 comments:

dilayra said...

Burhan Öçal çok iyidir gerçekten. geçen yıllarda İstanbul'da dinlemek kısmet olmuştu kendisini. Yıldız'cım arayıp beni de davet ettiğin için çok teşekkür ederim. çok da gelmek istiyordum, ama akşamüstü ağrı kesiciyi içip kafayı bir koyduysam, ayşegül sultan'ın ev telefonumu çaldırmasıyla saat 22:00 civarında gözümü açtım. o da cebimin kapalı olduğunu söyledi. şarz bitecek zamanı hep bulur!
en kısa zamanda görüşebilmek üzere..

Adil Hindistan said...

Bak yaaa! Dilayra'yi okudum, rahatsizlanmis. Bezen 2 gundur kotu. Figen migreninden sikayetci. Dur bakiim Yildiz'da hastayim derse cildiricigim artik diyordum, neyseki sen iyisin:)

Yildiz said...

Ben de hastayım aslında :( Berbat bahar allerjim geçmek üzere :) En arkadaki azı dişime dün dolgu yapıldı, bir hafta ağrıyabilirmiş :(

Yine de iyiyim, geçici şeyler bunlar. Bezen'e geçmiş olsun. topluca kurşun döktürelim bence, bloglarımızda nazar var bence :))

FB said...

Selam Yildiz,
Hepimize gecmis olsun mu desem acaba? Ben muzmin migrenli olarak alisigim da zaman zaman (bahar, sonbahar) tavana vuruyor cok kotu. Burhan Ocal'i hic dinlemedim ama TR'ye geldigimde bir albumun almayi yazdim aklima. Konser ortamlari filan cok guzel oluyor, hele sevdigin bir sanatci varsa doyum olmuyor.

Mine said...

Yıldızcım,geçen yıl gittiğim Arı Stüdyosu'ndaki bir programa konuk olarak Burhan Öcal katılmıştı.Hayatımda ilk kez gördüğüm enstrumanları çalmasının ötesinde bildiğimiz üç koca pilav tenceresini(kazan mı demeliyim bilmiyorum)öyle güzel çalmıştı ki vay be! demiştim:)

Mine said...

Bu arada herkese geçmiş olsun!

Yildiz said...

Sevgili Figen, benim de bazı arkadaşlarımb u migrenden muzdarip. Krizleri tuttuğunda, hayat onlar için gerçekten çekilmez oluyor. Çok geçmiş olsun sana da.

Teşekkürler Minecim. Adam bir sihirbaz değil mi :))

MK said...

Yildiz
Viyana kahvelerini hatirlattin bana. O kahveler dunyanin baska hicbir yerinde yok..
Mine Koknar

Yildiz said...

Sevgili Mine Hocam, hoşgeldiniz bloguma :) Ben de arada sizin blogu izliyorum, anlatımlarınız çok keyif veriyor bana. Dediğinz gibi Viyana kahveleri harika :P

Tekrar bloglarda görüşmek üzere, sevgiler,

Yıldız

Not: Blogumun 1. yaşgününün ilk commenti sizden geldi