Monday, November 20, 2006

Kılçık Meselesi

Hep olmadık şeyler beni bulur…

Mesela, pek çok doktorun bile hayret ettiği bir kolestrol değerim var, normal alt sınırın %50 daha altında. Bu duruma, henüz anlamlı bir açıklama getirebilen birine rastlamadım, genelde “ne istiyorsun işte, herkes yüksekten şikayetçi” deniliyor.

Son İstanbul maceramda pek çok resmi yemeğe katıldım. Bunlardan birinde İstanbul’un oldukça iyi bilinen bir restaurantında, daha yemeğin başlangıcında gelen füme balık tabağında –ki bu tür bir tabakta balıklarda kılçığa rastlanmazmış- birden boğazıma bir şeyler saplandığını hissettim. Tüm yutma gayretlerim -daha sonra doktordan öğrendiğime göre- durumun daha vahim olmasına neden oldu. Ekmek yuttum, sanırım o gün yemekte en çok ekmek yiyen ben oldum :), bir sürü sıvı tükettim, löp löp brokoli yuttum, bunlar kar etmeyince tuvalet koşup malum şeyi yaptım :( olmadı… Masada hemen yanımda oturan Arjantinli konuk, durumun ciddiyetini bildiği için mutlaka sabah bir doktora görünmemi tavsiye etti.

Sabah uyandığımda, boğazımı fena hissetmiyordum ama kahvaltıya oturup bir şeyler yiyince tekrardan şiddetli batma hissettim. En yakın hastaneye gittik hemen, acile mi gidelim yoksa polikliniğe mi derken, randevumuz olmadığı halde bizi hızlı bir şekilde polikliniğe aldılar. Bence hasta kabul bölümünde konunun ciddiyetinin anlaşılması çok önemli. Mesela, başka bir durum için burada bir hastanenin randevu merkezini arıyorum, durumunun önemini bir türlü kavrayamıyor karşıma çıkan ve bana neredeyse 1 hafta sonrasına randevu vermeye çalışabiliyor.

Kısa bir beklemenin ardından doktor beni muayene etmeye başladı. Normal muayene yöntemiyle boğazımda bir şey göremeyince burundan endoskopi yapmaya karar verdi. Pranayı doğru kullanmanın yararının çok gördüm bu işlemler sırasında. Kılçığı almaya çalışan doktorum operatör olmasına rağmen tek başına sorunu çözemeyince, yaşı itibariyle daha tecrübeli olan bir doktorla birlikte müdahale yapmak üzere öğleden sonra tekrar bana randevu verdi. Tekrar hastaneye gittiğimizde, yine uzun bir mücadele yaşadım. Bir insana nasıl işkence yapılır derseniz, “bir yandan dilini dışarı doğru çekin, diğer yandan burnundan içeri bir hortum sallayın ve bu arada boğazından içeri sivri bir cisim sokun” derim. Uzun uğraşlara rağmen sonuç alınamayınca, ameliyathanenin yolu gözüktü ama ben olmaması için ısrar edince, operasyonu perşembeye öteledik. Şimdi anlıyorum ki yiğitlik yapmanın hiç alemi yokmuş.

Perşembe öğleden sonra, doktorla randevuma sadık kalmayıp, aldım kılçığımı Ankara’ya döndüm. Cuma günü hala yiğitlik pozlarındaydım ve doktora görünmeye pek niyetli değildim. Bir arkadaşımın beni biraz korkutması üzerine KBB’den randevumu aldım. Yıllardır benim bahar alerjimle ilgilenen doktorum Levent bey ile 16:00 civarında buluştuk. Ona olayın geçmişini anlattım. Bu kadar dayandığıma şaşırdı. Ateşimin hala çıkmamış olması iyi bir işaretmiş. Normal muayene ile göremeyince kılçığı, boğazdan endoskopi yapmaya karar verdi. Kusma refleksini önlemek için önce boğazımı uyuşturdu. Biraz sonra yutkunamamaya ve boğazımın şiştiğini hissetmeye başladım, korktum ama normalmiş böyle olması. Sonra endoskopinin bağlı olduğu ekrandan dil köküme yerleşmiş olan kılçığı gördük. Tek başına hem endoskopiyi tutup, hem dilimi dışarı doğru çekip hem de uzun cımbız gibi bir makasla kılçığı yakalaması mümkün olmadığından (sonunda adam bir ahtopaot değil) başka bir doktoru yardıma çağırdı. İkisi bir arada yaklaşık 45 dk. uğraştılar, sonuç alamayınca yine bana ameliyathane yolları görünmüştü ki, benim “peki sonra arabama atlayıp gidebilir miyim?” soruma “hayır bu geceyi burada geçireceksiniz, operasyonu daha fazla erteleyemeyiz” cevabı, zaten bedenen sarsılmış beni, bir kez de psikolojik olarak sarstı. Üstüne üstlük yalnızdım, kimseye haber vermemiştim, aptalca yiğitlik yapıyordum. Tüm bunlar devam ederken, artık boğazımdaki uyuşukluk da geçtiğinden, işlemleri iyiden iyiye hisseder olmuştum. Ameliyathane kararına rağmen, doktorum son bir hamle yaptı veee kılçık çıktı, şükürler olsun.

Bazen bu kadar da canı pek olmamak lazımmış diyorum, bu olay bana bunu öğretti. Hele bir de doktorumun, operasyon tamamlandıktan sonra, bu kadar beklemem nedeniyle ve işlemin yapılmaması halinde başıma gelmesi muhtemel durumları anlatması iyiden iyiye aklımı başıma getirdi. Boğazımdaki tahrişin dışında hala moralim çok bozuk, öncelikle kendimi ciddiye almadığım ve belki de bu yüzden çevremdeki “bazı” kişilerin anlamsız tepkilerine maruz kaldığım için.

Ne “kılçık” olaymış yaaa…

13 comments:

Anonymous said...

Yildizcim, gecmis olsun. ne olmadik birsey gelmis basina. Bak burda olsaydin o restaurant'i dava eder zengin olurdun :) ama herseyin basi saglik.
optum, sevgiler, saglikli gunler.
FB

Mine said...

Geçmiş olsun Yıldız,biraz geç oldu ve seni uğraştırdı ama başka bir komplikasyon gelişmeden 'kılçık'tan kurtulmana sevindim.
Hala Tunus'taki sürprizi yazmadın,merakla bekliyorum.
Sevgilerimle!

Bezen Hindistan said...

gecmis olsun yildizcim. basina daha buyuk problemler acmadan o hain kilciktan kurtulmus olmana sevindim. bir kilcigin bir suru komplikasyona yol acagi aklima gelmezdi, daha cok rahatsizlik verici bir sey olarak degerlendiriyordum ben onu. simdi ogrendim:)

DEMET said...

Yıldızcım, çok geçmiş olsun, Arzu dan dinledim. Peki Kılçık nasıldı :)))))umarım balık yemek artık sende bir fobi haline gelmez. Çok öpüyorum, en kısa zamanda görüşmek üzere.

acemi aşcı said...

Çok geçmiş olsun Yıldız cığım.
hiç önemsemediğim birşeydi kılçık yutmak, geçer gider derdim. meğer neler yapabiliyormuş bu meret. Kılçığın verdiği zarardan ziyade, işin hastane doktor endoskopi, ve hatta operasyon moperasyon, yani medikal kısmı kötüymüş. (benim gibi medikal fobisi olana hele. Bundan böyle ton balığı konservesinden şaşmamak gerekir heheh..
Geçmiş olsun tekrar, sevgiler
İpek

Yildiz said...

Figencim,
Senin bu önerini şiddetle tavsiye eden çok oldu. Ama ben uğraşamam bu kadar yıpranmışken. Hep beraber sağlıklı günlere inşallah.

Minecim,
Çok şükür ciddi komplikasyonlar olmadan kurtuldum,ama boğazım ağrıyo hala :((( Tunus maceralarımıza kılçık bir sebepten dolayı ara vermiş bulunuyoruz, çok yakında yine burda Tunus hikayeleri bulacaksınız.

Bezencim,
Çok sağol. Kılçık diyip geçmemek lazımmış valla. Ben tabi yediğim balıkta asla kılçık yoktur diye düşündüğüm için tedbirsiz yakalandım.

Demetcim,
Kılçığın fotoğrafını hediye etti doktorum :) En kısa zamanda balık sofralarında görüşmek üzere...

İpekcim,

Çok teşekkür ederim. Benim kılçık biraz kalleviydi yutmayı başaramadım. Hastane kısmı kötü tabi ama benden iyi hasta bulacaklarını da sanmıyorum. Ben deniz ürünlerinden vazgeçemem valla, denizden ne çıksa yerim :P

Hepinize çok teşekkür ederim.
Sağlıcakla kalın...

Mr_Turkish_Delight said...

Bu KIL durumdan kurtulmana sevindim,aman aman artik balik yerken dikkat.

Zaten basimiza ne gelirse su bogazdan geliyor.

slmalr
T:D

gezimanya said...

Geçmiş olsun Yıldız hanım, kolesterolüm düşük dediniz ya, bunun nedeni şu size kötü anlar yaşatan kılçığın sahibi balıklar olmasın! :) Bol miktarda omega-III içeriyorlar ya..Siz kılçıklara aldırmayın, deniz mahsülleri sevdanızı yaşamaya devam edin.. :)

Yildiz said...

Lokum Efendi,
Teşekkür ederim. Vallahi doğru, nedir bu boğaz meselesinden çektiğimiz yaaa :))

Gezimanya,
Hoşgeldin. İyi tespitte bulunmuşsun :) Kılçık falan hak getire, kimse giremez denizle ilgili şeylerle arama :)

Sevgiler...

zynep said...

ah yıldızcım ahh:(
çok ama çok büyük geçmiş olsun ayrıca bende kendime kızdım neden bu kadar geç kaldım diye, bunun içinde özür dilerim:(
veee gelelim 1 kezde benden dinlenecek nasihata...lütfen bu tür şeyleri ihmal etme ve mutlaka deneyimli 1 ekibe görün, sonuçta boğaz ne olacağı belli olmaz...
acil servislere gelince mutlaka, o acil serviste öncelikle ilk işlemin yapıldığı bankoda, işlerden anlayacak acil servis hemşiresi olacak, sonra yapılan işleri önemle takip edecek görevlide olacak..ah ahh nerde demi...

tekrardan çok büyük geçmiş olsun...
bundan sonraki balıkların kılçıksız olsun...
sevgiler:=)

zynep said...

ya ben buraya yorum yazmıştım neden gorunmuyor:( hatta 4 aralıkta yazmıstım ufff:)
bu arada yeni yıl geliyor bu kılçık duracak mı burada halan hihhihi:)
sevgiler yıldızcım en kısa zmanda gorusmek üzere:D

timur said...

Yıldız , biz seni özledik .
Tamam , msnde chat yapıyoruz , telefonlaşıyoruz , ama blogun tadı başka tabii , biliyosun ...
Lütfen !
Dön artık aramıza .

berke said...

Öncelikle geçmiş olsun. Yanlız değilsin şu adna bende aynı konumdayım evde balık yerken boğazıma kılçığı saplandı napacağımı bilemiyorum doktora gitmeye çekiniyordum bu yazının üzerine artık hiç gitmem sanırım.