Tuesday, March 06, 2007

Emekliliğe Doğru Emeklerken

Kayıt altına alınarak çalışmaya başlayalı on yıl olmuş.

Yakın zamanda Figenciğim de emeklilik konusunda uzun uzun, özellikle de yurtdışında çalışanlar için oldukça faydalı olacak, yazılar yazdı. Ne tesadüf ki, onun bu yazıları benim bir Sosyal Sigorta numarası ile çalışmaya başlayışımın 10. yıl dönümüne denk geldi.

Daha vaktimin çok olduğunu düşündüğüm için 'ne zaman emekli olacağım' diye çok fazla kontrol yapmıyorum. Ancak, eğer primlerinizin ödenmesiyle ilgili tereddütleriniz varsa ya da 'elimin altında şu kayıtlar doğru düzgün bulunsun' derseniz, bağlı bulunduğunuz sosyal güvenlik kurumunun web sayfalarını ziyaret edin.

Ben arada bir buraya girip 'hala emekliyor muyum?' diye bakıyorum.

Bir yakınınız ya da istediğiniz herhangi bir kişinin, eğer TC kimlik numarasını, adını, soyadını, ana-baba adını, doğum yılını biliyorsanız sigorta tescil kaydının yapılıp yapılmadığını buradan öğrenebilirsiniz.

Ben SSK'ya kayıtlı olduğum için, burda söyleyeceklerim hep bu kurum üzerinden olacak. Gerçi ülkemizdeki üç kurum tek bir çatı altında toplandı ama yine de herkes kendi bağlı olduğu kurumdan bilgilerini öğrenebiliyor.

Her ne kadar pek çoğumuz içinde bulunduğumuz sistemi beğenmiyor olsak da o çook uzaktaymış gibi görünen günler bir gün geliverecek. Zaten hepimiz zamanın çok hızlı geçtiğini söylemiyor muyuz? İşte o gün geldiğinde, eğer biraz rahat yaşayalım diyorsak, bunu bugünden planlamamız gerekiyor.

Öncelikle 2 şartı yerine getiriyor olmamız lazım. Birincisi belirli bir süre boyunca (gün üzerinden hesaplanan) prim ödemek , ikincisi ise belirli bir yaşa kadar hayatta kalmayı becermek.

Eh bu prim günlerini de bir an önce doldurmak gerekiyor. Ama prim engelini atladıktan sonra bir de yaş engeline takılıyoruz. Primi doldurdum diye yan gelip yatamıyoruz, çünkü maaşımız bağlanmıyor. Biz de paşa paşa çalışmaya devam ediyoruz.

İşte burada her bir günün önemi büyük. Şimdi içinde bulunduğumuz ve çabucak geçen bu günlerde primler damlaya damlaya göl olmalı. Daha öncede söylediğim gibi primlerin takibi çok önemli, yasalar sigortasız çalıştırmayı engelliyor olsa da işverenin primlerimizi düzenli ödediğini takip etmek lazım.

O gün geldiğinde, bağlanacak maaşın aslında bugün yaşadığımız hayat tarzını sağlamayacağı aşikar. Benim gibi memur-işçi çocuğu olanlar zaten durumun içindeler.

Emekliliğe doğru emeklerken bazı kişisel girişimlerde de bulunmak lazım. Devletin bağlayacağı maaşın yeterli olmayacağını düşünerek şimdiden bireysel emeklilik sistemine dahil olunabilir. Benim dahil olduğum sisteme göre 2029'da emekli olacağım. Tabii bu sistem de ne kadar ekmek o kadar köfte hesabı yapıyor.

Bunlar derin mevzular, çok daldım çıkamıyorum şimdi.

Tüm bu söylediklerim işin parasal boyutu. Para çok kolay kazanılacağı gibi çok kolay da kaybedilebilir. Emeklilikte parasal olarak rahat etme konusu, içinde bulunduğumuz koşullar ve ve biraz da alacağımız yatırım kararlarıyla ilgili. Ama asıl mutluluğumuzun garantisi sanırım şimdiden sağlığımıza, hobilerimize, dostlarımıza yapacağımız yatırımlarda.

Umarım hepimiz mutlu birer emekli oluruz.

8 comments:

FB said...

Aynen dedigin gibi Yildizcim. Bu siralar bu emeklilik konulariyla epey ugrastim ben de ama kafam daha acik sanki. Yurtdisinda olunca bazi farkli secenekler de oluyor tabii ama esas olan onunu gormeye calismak. Iyi kotu de olsa bir yerden emekli olmak ozellikle saglik siteminden yararlanmak icin cok gerekli.
Sevgiler
FB

Rainmaker said...

Senden ilham aldım :)

Dediğin gibi özellikle bir sağlık güvencesine sahip olmak çok önemli.

zeynep said...

Yıldızcım :) e sen hayat felsefesi ile ilgili kimden yardım alacagını bilirsin :) ay hala gülüyorummmm!!!
çok dalma bu konulara derim ben..
hayat kısa - yaşayalım yaşabildiğimiz kadar..
öpüyorum.

acemi aşcı said...

Çok utanıyorum yazmaya:) Benim birkaç ay sonra emekliliğim geliyor biliyor musun? Yaş haddine ise sanırım 3 yılım kaldı...
Benim sigortalandığım yıllarda yaş limiti 45 di galiba..
Ne komik!!
sevgiler
İpek

Rainmaker said...

İpekcim,

Erken kalkan yol alır derler :))) Hayırlı olsun canım, hiçte utanılacak bişey değil valla :)
Şekerim sen atölyede çalışmaya tekrar ne zaman başlayacaksın, yoksa başladın mı?

Zeynepcim,

Valla ben de aklıma geldikçe utanıyor ve gülüyorum. Hayat kısa, anı yaşa... Ne slogan oldu ama :))

Öpüyorum hepinizi...

Mutfakta Zen said...

Ah ben de kendi emekliliğim için bir çaba göstermiş olsa idim. Yedi yıl çalışıp bir kenarda bıraktıp ödenmiş sigorta primlerini. Belki bir gün farkları ödeyip ben de bir emekli olabilirim.
Güzel bir emeklilik dönemi diliyorum, şimdiden!
Tijen

arzuuusss said...

Dear LR.
Ben kendimi çoktan emekli ettim de, HÖKÜMET beni emekli etmiyor...Geçen yıllarda saymıştım... Altı yıl ay kalmıştı. Altı ay gitmiş olsa şimdi geriye 6 yıl kaldı... Sonra birde yaşı bekleyeceğiz... Neyse 6 yıl sonra emekli olan bendeniz sahil kasabalarının birinde balıklara rakı içerecek...!!! umrumda değil dünya... nekadar çok para kazanmak istersen okadar çok çaba ve emek sarf ediyorsun... Yada ...... yapmak...
en iyisi mi tas tarak olayı.... kaçmak uzaklaşmak...


Antalya maceralarınızı dinledim, birde sizden dinlerim artık...:-)))

iyi haftalar.... sevgiler...

Rainmaker said...

Tijen,
Hoşgeldin. Belki birgün sende toparlarsın herşeyi.
Seni zevkle takip ediyorum. Hepimize mutlu emeklilikler :)

Arzuvyus,
Bravo yanee emekliliğe gelmiş yahu. Rakı içireceğin balıklar arasında ben de varım değil mi, ne olsa balık burcuyum :))
Eninde sonunda tası tarağı toplayacağız, çekip gideceğiz buralardan, olmadı benim Gelibolu'daki ayçiçek tarlasının ortasına bir prefabrik ev kondururuz...

Sevgilerimle.