Wednesday, April 25, 2007

Çocuklar Gibi Şendik

Evet bu 23 Nisan bayramında çocuklar gibi şendik...
Ormanlık bir yolda seke seke yokuş çıkmalar, salıncakta (her ne kadar bacaklarımız için kısa da olsa!) göğe erişme yarışları, keçi gibi tırmanışlar bizi çocuk gibi şenlendirdi tekrardan. Şenlendirdi dedim de bu aralar magazin dünyamızı pek bir meşgul ediyor "şenlendirici" vakalar, ama bizim şenlendirici etkenlerimiz başka :)))
Oldum olası otobüs yolculuklarını sevmem, hele bir de gece yolculuğuysa keyfim iyiden iyiye kaçar. 23 Nisan bayramının pazartesi gününe denk gelmesi bize Güney'e uzanma fırsatı verdi. Cuma akşamı 36+1 kişilik Antalya yolculuğumuz başladı. Uzun, uykusuz ve dolayısıyla da rahatsızlık verici bir yolculuk sonrası Serik'te inip, bizi kıyıdan dağa doğru yaklaşık 70 km içerideki motelimize götürecek araçlara bindik. Yolun virajlı olması nedeniyle midem bulanınca, yolculuk beni bir kez daha sarstı.

Amma, önümüzdeki 3 günümüzü geçireceğimiz cennetten bir köşe olan Köprülü Kanyon Milli Parkı içindeki motelimize vardığımızda tüm sıkıntılarım sona erdi hele bir de o mükemmel kahvaltı sofrasını görünce şenlenen gözlerime bir de midem eşlik etti :P.

Kaldığımız süre boyunca sürekli olarak, kuru üzümler, incir, kayısı ve keçiboynuzu ile dağlardan toplanmış adaçayı, kekik, papatya ve hemen motelin bahçesinde yetişen taze nanelerle hazırladığımız bitki çayları ve portakal ve greyfurt suları tükettik. Portakal sıkma konusundaki performansları dolayısıyla bazı arkadaşlarla burada vitamin bar açmaya karar verdim :)

Sonrasında, iki katlı ve 4 odadan oluşan çok şirin 4 binadaki odalarımıza yerleştik. Tekrar buraya gelecek olursam mutlaka üst kattaki odalarda kalmaya karar verdim çünkü bu odaların nehre bakan balkonları var. Hemen iki adım ötede Köprüçay'ın kıyısında salıncak, hamak ve masalar varken çok da balkonda sefası aramanın bir anlamı yok sanırım (ne kıskandım mı onları? hiç de değil).

Daha dinlenme fırsatı bulamadan bedenlerimizi ve zihnimize esnetmeye giriştik. Yol yorgunluğundan mı yoksa kahvaltının beni fazlasıyla baştan çıkarmış olmasından mıdır bilmem pek bi keyifsiz oldum, midem çok bulandı. Tüm bu 2 saatlik aktivite sonrası hoop en az kahvaltı kadar güzel olan ve nehir kıyısında servis edilen öğle yemeğine geçtik. Yemek konusunda ıslah edilebilir olduğumu hiç düşünmüyorum :P Önce salıncak, sonra yemek, sonra alerji sınırlarına kadar çilek derken bitiverdi yemek molası. Hala midemde takla atmakta olan kahvaltılıklar üzerine eklenen bunca yemek üzerine yapılacak tek şey vardı o da yürümek. Nehrin kaynağına doğru yürüyüşe geçtik, hem doğanın baş döndüren güzelliğini fotoğraflayarak hem de arkadaşlarım Can (9) ve Dilay (10) ile oynayarak ve oyalanarak çok keyifli bir yürüyüş sonunda eski bir taş köprüye (Büğrüm Köprü bir geç Roma dönemini eseri) vardık.

Buraya varınca, yolda gördüğüm keçilerden de etkilenerek bir kaç zıplamayla köprünün üstüne çıktım. Asıl restorasyondan geçirilmiş olan köprü daha ilerideymiş, ancak biz bu noktada fazlasıyla oyalandığımız için ve programa yetişelim diye dönüşe geçtik.

Bunca keçilik faaliyetlerine rağmen hala midem fazlasıyla dolu olunca ikinci seans da benim için keyifsiz geçti, odak noktam tamamen sindirim sitemim üzerindeydi :( Buna rağmen dinlenemeden başlamasına az vakit kalan akşam yemeğine geçtik. Keyifli, bol eğlenceli, Can'ın sihirbazlık numarasıyla ve zeka oyunları oynayarak yemeğimizi bitirdik. Daha dayanıklı olanlar gece etkinliğine devam ederken biz odalarımıza çekildik. Yorgunluktan uykuya dalmayı bir türlü beceremedim ve güneşin doğmasına yardım etmek üzere 4:30 da kalktım. Buna benim ne kadar katkım olduğu tartışılır zira bir gün öncesinden devam eden keyifsizliği hala üzerimden atabilmiş değildim. Kahvaltı öncesi kısa bir dinlenme imkanı bulsam da dengem bozulmuş gibiydi. Yine bir önceki gün kadar güzel ve eğlenceli bir kahvaltı ettik, bol bol portakal-greyfurt suyu içtik, meyve suyu servisi gerçekten kusursuzdu :)

Kahvaltı sonrası bu seferde, nehrin denizle buluştuğu yöne doğru güzel bir yürüyüş yaptık. Öğle yemeği öncesi katıldığım seansta da hala açılabilmiş değildim. Yemek sonrası yine nehrin kaynağına doğru yürüyüşe geçtik. Dört kişi elele tutuşup yokuşları seke seke çıktık, performans süperdi :)) Bu sefer ilk gün üstüne çıktığımız eski taş körüyü de geçip Köprülü Kanyonun simgesi olan ve MS 2. yüzyılda yapılan ve hala kullanılan Oluk Köprüye vardık. Köprülü Kanyon rafting parkuru hemen bu köprünün 100 m altındaki noktadan başlayarak yaklaşık 9 km sürüyor. Oluk Köprü yanındaki yol ayrımı Selge antik şehrine 11 km yolumuz olduğunu gösteriyordu. Bu parkuru bir gün sonra jeep safari olarak geçme planları yaparak motelimize döndük. Bu öğlen sonrasını kendime ayırdım. Önce biraz papatyalardan taç yaptık sonra biraz çocuklarla ödev yaptık biraz da bir gün sonraki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için hazırlıklar yaptık. Can'a akşam gösterisi için sayılarla yapılan bir numara öğrettik :).

22'si akşam yemeği tam bir cümbüş içinde geçti. Önce tüm diğer güzel yemeklerin yanında asma yaprağına sarılarak mangalda pişirilmiş alabalık yedik. Balıklarla farklı maceralarıma böylece bir yenisini daha eklemiş oldum. Yemek sonrası bir fasıl heyeti kuruduk :))) Koro havası versin diye de sandalyelerle bir ikinci sıra yaptık. Tabii şarkılar, matraklık yapacağız diye o kadar çok bölündü ki karnıma kramplar girdi. O gece çoook güzel bir uyku çektim sabahleyin de güneşi doğurtma işini diğer arkadaşlara bırakınca dipdiri bir gün yaşadım. 23 Nisan sabahı yine harika bir kahvaltı ettik. Çok fazla fiziksel aktivitem var zaten diye yemek konusunda kendimi şımarttım. Bunun ne büyük hata olduğunu eve dönüp de baskülün üstüne çıkınca gördüm maalesef :(( Kahvaltı sonrası nehir kıyısında keyif ve kokoloji yaptık. Bugünü ilk seansında kendimi harika hissettim. Öğle yemeği öncesinde Can ve Dilay hazırladıkları 23 Nisan programını sundular, hele Can'ın bir gün önce kendi yazığı şiiri okuyuşu hepimizi çok duygulandırdı. Etrafın bayraklarla balonlarla süslü olduğu bir ortamda öğle yemeğimizi yedik.

Yemek sonrası, grubun bir kısmı rafting yapmak üzere hazırlanmaya başladı (maalesef geçerli mazeretimden ötürü bu aktiviteye katılamadım). Ama bizim rotamız
Selge antik şehri idi. Kiralayacak jeep bulamayınca, motelin aracıyla yaklaşık 20 kişilik bir grupla yola çıktık. Oluk Köprü'den Selge için sola saptık ve 11 km'lik mükemmel manzaralı ama bol virajlı bir yoldan Selge'ye ulaştık. Selge, MS 5. yüzyıldan beri yerleşim yeri olmuş bir şehir. Şimdilerde Zerk (Altınkaya) köyü içinde kalıyor. Antik şehirdeki en çok göze çarpan yapı Tiyatro. Tiyatronun çok büyük bölümü ayakta, küçük rehberlerimizin söylediğine göre 1948 yılında meydana gelen depremle birlikte tiyatronun bir bölümü (sahne) yıkılmış. Bizim yanımızda profesyonel bir rehber olmadığından ve en azından ben daha önceden dersime çalışmadığımdan ötürü biraz üstün körü gezmiş olduk bu antik şehri. Ama yukarıdaki linkten ve bu linkten daha detaylı bilgiler bulmak mümkün. Şoförümüzden 2100 m.'de olduğumuzu öğrendik, bitki örtüsü gerçekten mükemmel. Özellikle gövdesi kırmızı renkli bodur bir ağaç ilgimi çekti, şoförümüz bunun çilek ağacı olduğunu söyledi ama bunu daha çok keçiler yiyormuş :) Kıvrıla kıvrıla güzel manzaralar eşliğinde tekrardan motelimize döndük.

Yaklaşan ayrılık anına doğru, bu muhteşem doğanın bağrındaki nehir ve kuş seslerinin şenlendirdiği barınaktan kopmanın burukluğu vardı içimde. Belki uzun süre yıldızları bu kadar yakından göremeyeceğim. Karanlığın koynunda uykuya dalmak üzere olan orman içerisinden geçerek, bizi evimize götürecek otobüse vardık. "Huysuz gece otobüs yolcusu" genim sanki alınmış gibiydi, Serik ve Belek'ten sonrasını hatırlamıyorum. Bir ara gözlerimi açtım ve hemen ön taraftaki saate baktım, neredeyse sabah oluyordu 5.30. Bu kadar uyuyabildiğime o kadar şaşırdım ki küçücük bir şok yaşadım, nasıl olmuştu da mola verildiğini bile hissetmemiştim. Sonra bu yeni alışkanlığımın verdiği huzurla yeniden uykuya daldım, tekrar uyandığımda saat 6.30'a geliyordu ama etraf hala zifiri karanlıktı, sanırım bir şeyler ters gidiyordu, zorla kolumdaki saati görmeye çalıştım ve hala genetiği değiştirilmemiş bir huysuz gece otobüs yolcusu olduğumu hüzünle öğrendim. Saat daha 3.15'ti ve 15 dk. sonra Afyon'da mola verdik :(

Her zaman farklı yerler görmekten, farklı yemekler yemekten, doğanın ninnisine kendimi bırakmaktan çok çok hoşlandım. Böylesi her bir deneyim bana çok şey kattı. Ama tüm bunların dışında, daha çok zevk almamı sağlayan birlikte olduğum insanlar oldu. Benim için gezileri güzel yapan, sadece görülen yerler, yenilen güzel yemekler, doğa, hava koşulları değil aynı zamanda birlikte olduğum dostlarımdır da. Herkese tekrar teşekkürler...

Not: Yola çıkmadan 2 hafta önce yaşadığım bahar allerjisi için aldığım ilaçlar çok iyi gelmişti ancak 1 gün önce ilacım bitmişti. Tedbir olsun diye yanıma aldığım ilaçları kullanmak zorunda kalmadım hiç. Onca çiçek, böcek, havada uçan polenlere rağmen hasta olmadım.

Fotograflar için http://picasaweb.google.com.tr/letsmakerain

6 comments:

Tatli Hatiralar said...

aaaa ... super yaaa .. ben bu kisimlarini hic gormemistim antalya'nin .. o kadar da gezdim ama , haberim ble olmamis, cok sasirdim . neyse bu yaz da gidicem ins antalya'ya , o zaman cok niyetlendim, gidip gorecegim bu sahane yerleri :)) sevgilerimle :)

arzu said...

Dear LR;

Ayyy... biz geldik siz döndünüz... Oysaki hemen oracıktan bizimle beraber yola devam edecektiniz...
Neyse, çok yorulduk... Bu arada fotoğraflar çok güzel... Gerçekten bir dahaki sefere hep beraber gidelim ve bu sefer rafting yapalım...
Geçerli mazareti ortadan kaldırız, biraz çalışma yapmak lazım hepsi okadar...
Öpüldün.. sevgilerimle...

Anonymous said...

ne guzel bir tatil olmus Yildizcim, doganin renkleri cok guzel.
FB

arzu said...

yıldızus....
header çok güzel olmuş... bayıldım... tam SÜPER OLMUŞ.. nefis bir fotoğraf...

Rainmaker said...

Tatli Hatiralar,
tekrar hoşgeldin bloguma. Umarim bir dahaki sefere Köprülü Kanyon'a da gidersiniz. Bakarsin karşilaşırız, biz seneye 19 Mayis'ta yine orada olmayi planlıyoruz.

Arzuvyus,
Aynı il sınırları içinde bululamadık vallahi. Neyse ki daha güzel planlarımız var o il sınırıları içinde demi :))) Raftingi mutlaka birlikte yapalım, mazaretsiz günüme denk getiririz :))

Figencim,
Bir daha TR'ye geldiğinizde inşallah daha uzun birlikte oluruz. Dediğin gibi doğa harika.

Arzuvyus,
Favori fotolarimdandir kendileri takdimimdir :)) ve de İstanbul'da çekilmiştir 2005 yılının Nisanında

gezicini said...

merhaba
sitenize yeni geldim :-) pek güzel anlatmış, pek güzel fotoğraflar çekmişiniz. yine görüşmek üzere!
sevgiler
gorki